ne hallerdeyiz?

“artık bırakılmaktan yapılma bir adam sayılırım”

bazen dikenli yollardan geçmek gerekir , bazı şeyleri öğrenmek için. dili yanmadan anlayamaz insan. duygusal dalgalanmalarımda verdiğim tepkiler aşırı da gelebilir insanlara. sorun değil. hiçbirimiz mükemmel değiliz.

içten içe acıyan bir şeyler var. ne kadar bastırsam da. hapsetsem de zihnimin odalarına. bildiğim bir şey varsa eskisi gibi değil bu çağ , bu zaman , bu yüzler.

kendimi çalışmaya vermiştim üç gün önce. eski düzenimi ve motivasyonumu toplamaya çalışıyorum. yeni bir dil de öğrendim sayılır. canım deniz istiyor , uçsuz bucaksız. birilerinin tatile çıkma vakti gelmiş.

aşk acılarını , depresyonu , haksızlığı , fitnelikleri , türlü stratejileri bir kenara bırakarak zihnimin ücrasına çekilmek istiyorum. ilaçlarımı bıraktım. uzun zamandır suskundum insanlara karşı. yeni yeni kendime geliyorum.

insanın bir amacının olması güzel bir bakıma. kendime yeni amaçlar buldum. zihnimi oyalıyor. biraz stres yaratsa da bana iyi geleceğini tahmin etmezdim doğrusu.

hayatımda kimse yok. biraz kafa dinlemeye ihtiyacım var. hem de uzun süre. instagramdan eski flörtümün yaptığı “yaşıyorum bu hayatı , her gün barlardayım , nasıl geziyorum bir bilsen , ooh her yerde kızlar” minvalinde paylaşımlar da olmasa sinirimi bozacak pek bir şey yok sayılır. en azından şimdilik.

çalışmalar dolayısıyla çok stresliyim ama bu konuyu hiç irdelemeyeceğim.

ne demiş sezen ? “bu kızı yeniden büyütmeliyim/kor ateşlerde yürütmeliyim…”

Reklamlar

falling deep

dövme yaptırdım yirmi gün önce sağ koluma.bunu ancak şimdi söyleme fırsatı buluyorum. bir ağaç bir deniz bir üçgen ve ailemin ferdlerinin baş harfleri var. genellikle evdeyim. asosyalleştim iyice. o aklımdan çıkmıyor. yazmamak için kendimle iç savaştayım. bu savaştan nasıl galip çıkacağımı bilmiyorum. kimseyle konuşmuyorum uzun zamandır. konuşasım gelmiyor. böyle olmamıştım pek. gülüşünü asmışım içimin duvarlarına. ölmek için tanrıya yalvarır bir şekilde ağladığıma şahit oldum. tövbe ettim sonra. şimdilik bu kadar.

21.05.18 Günceler

“…sonsuz mekânda ve sonsuz zamanda her şey gelişir ve mükemmelleşir , karmaşıklaşır , farklılaşır…”

müziği hissetmek istiyorum. çoğu zaman sıyrılıp diğer şeylerden. müzisyen arkadaşlarım kafamı ütülüyor.insanın damarlarında kaliteli müzik dolaşmalıdır. insanın masumiyeti zırhı olmalıdır. hepimiz ağır cezalı suçluyuz.

insanlar beni oldukça yaraladı. kendimle baş başa kalamadım. yalnız kaldığım doğru. bunca kalabalıklar içinde. değişik bir sınavdayım. ruh sağlığımda arıza var. psikotik ilaçlar yan etki yapıyormuş. doğru vallahi de billahi de. majör depresyon teşhisi konmuş. çeşitlerinin her türlüsünü denedim. takılmadan , dilimde bir bağ olmadan zor konuşuyorum. bilemiyorum tam olarak durumları. bizzat içinde olsam da. kitap okuyorum bir yandan. ben yabancı müzikleri de çok severim. geri kalanı bir kaç dal sigara. arayı bu kadar uzun tutmamalıydım.

neye ihtiyacım olduğunu bilmiyorum ama sanırım gürültüye ihtiyacım yok. çok kez kendime sordum ben de. bazı şeyleri atladım mı diye. atlamışım. tedavi sürecini olumsuz etkiliyor daha fazlası. bırakacağım ilaçları. acıya bile sadık kalmak beni yoruyor.

yorumlarınızı bekliyorum , hoşçakalınız …

iç dökme

“kolundan tutup her şey güzel olacak demek isterdim lâkin sen de biliyorsun. sen de biliyorsun.”

biliyorum hem de fazlasıyla. özgüvensiz , kuruntulu , kendine hem de başkasına da vesveseleri yüzünden zarar veren , pasif agresiflik sendromu yüzünden sürekli savunma hâlinde olan , ayrılırken medeni olmayı asla başaramayan , başkalarının içinde sevdiği kadını rencide eden , kadının üzerinde otorite kurulması gerektiğini her seferinde belirten , en çok sevdiği insana karşı maddi anlamda kendinden asla ödün vermeyen , kavga anında ağıza gelebilecek her türlü kötü şeyi söyleyen , yanında “sevdiği” (?) kadın varken gözü başkalarının kalçasından ve mini eteğinden inmeyen , kavga anında sevdiği kadına eski sevgilisiyle çok samimi oldukları anların fotoğrafını atan , hep kendi hislerini ve duygularını düşünen , bir saat konuşulmasa başka biri mi var diye sorguya çeken , sevdiği kadının makyajı ; kilosu , giyimi , fiziksel özellikleri hakkında yorum yapan birisiyle zaten olmazdı. daha da liste uzar emin olun. bu kadar yeterli olduğunu düşünüyorum ne kadar yorulduğumu anlatmaya. en sonunda noktayı koydum. böyle olması gerekiyordu. benim anlamadığım bunu söylediğimde yadırgaması. elbette ki benim de hatalarım var , hatasız bir beşer olmayacağı gibi. yeri geldiğinde özür diledim yeri geldiğinde onardım. olmadı. “yaptım , mamur ettim , geri devirdi.” insandan insana şükür ki fark var diye kendimi avutuyorum. bu yorgunluğum ne zaman geçer bilmiyorum. sevgili okurlar merak ediyorum siz olsanız ne yapardınız ? böyle bir insanla ilk defa karşılaştım çünkü. sevdiğime pişman değilim. insan sevdiğine pişman olmamalı. sadece yanlış kişiydi. çürük ipliğe hülya dizdik. ayıbımız olacaksa budur. yazarken her zaman insan özgür olmalı bence. kalemini kısmamalı. o sebepten dolayı bu yazıda içimi boşaltmak istedim. merak ediyorum düşüncelerinizi , fikirlerinizi. yorumlarınızı bekliyorum. umarım hayatınızda iyi insanlar çıkar ve uzun süreli mutlu bir birliktelik yaşayıp güzel anılar biriktirirsiniz ! 💖

Suyun Sızladığını Kimseler Bilmez

Ölmekten korktuğum için bıraktım seni. Her gece yatağımda bağdaş kurmuş otururken kabir azabımı düşündüm. Ruhumun çekeceği acıları. Katmerlendi korkum senin bana bakışlarını izlerken. Git gide dayanılmaz bir hâl oldu. Annen beni sevmedi. Benden razı değil. Kalbin benden razı değil. İçimdeki çocuk sana direniyor. Ben ölümden korkuyorum. Yaşamaktan da korkuyorum. Kötü yaşamaktan çok korkuyorum. Daha çok küçüğüm. Ruhum bedenime dar geliyor. Kaldıramıyorum seni. İkinci bir şans yok. Hiçbir şey seni kaybetmeye değmez. Senin gidişlerin vardı fakat. Beni yıprattı. Hangimiz suçlu hangimiz günahkar seçemez. Bu çağın genel olarak problemi bu. Ağlıyorum mütemadiyen. Hiçbirinizle konuşamıyorum insanlar. Hiçbirinizle. Kasvetliyim. Suçsuzum. Hatam yok. Hatalarımız var. Mantıklı bir sonuca varamıyorum. Ankara’da kayboluyorum. İçimdeki zâlim şüphe beni yerden yere çarpıyor. Odaklanamıyorum bu kavga seslerinin arasında. Dermanım kalmadı. Sevdiğim her şeyin ellerimde yitip gitmesini izliyorum. “En iyi biz yeniliriz/Dosta , düşmana , aşka…” Şairler doğru söylüyor. Bu sefer inandım şairler yalan söylemiyor. Gelmezsin. Gelmem. Konuşmazsın. Konuşmam. Susarım , ses etmem. Bazen kader deyip geçmek gerekiyor. Ben efsunlu cümleler söylemeyi bilmem. Seni ben bırakmadım. Beni sen bıraktın. Kilo verdim. Annem “süzülmüşsün” dedi. Annem seni tanısaydı senin annenin bana dediklerini soylemezdi. Benim annem seni sever ve sahiplenirdi. Konuşamayacak kadar sustum. İçerledim. Küfürler ettin bana. Bağırdın. Aynı babam gibi oluyorsun dedim böyle yapma. Dostlarım hiç anlamadılar. “Su döktüm ateş sönsün / Döktüğüm su da yandı”

Küfürler , tehditler , hakaretler hepsi bitti. Boşlukta kaybolduk ikimiz de. Ben saftım. Göremedim seni. Her şeyi gören sen , göremedin beni. Ellerimiz bomboş.

uçurumlar

bilgisayarın başında oturuyorum.arka fonda türkü çalıyor. yorulduğumu hissediyorum. saçlarımı sarıya boyadım.yoğun stres ve üzüntüyle başa çıkamadığımda ellerim direk saçlarıma gidiyor. ihanete uğradığımı hissediyorum.tüm güvenlerimin boşa gittiğini. bir çürük ipliğe hülya dizdiğimi hissediyorum. ve sonra sorguluyorum. neden hayatımda hep aklında kötülüğün barındığı insanlar var diye. sorularım cevapsız kalıyor. anlatıyorum kendime , dinliyorum kendimi. adımın üstüne yazdığım aşkın ellerimde patladığını hissediyorum. kendimden yana bir yanlışım olmadığı için vicdanen rahatım. onun yastığa başını nasıl rahat koyup da uyuyabildiğineyse hayret ediyorum. çünkü bana uykular haram oldu kaç gecedir. hayallerimin , emeklerimin , güvenimin , sevgimin , saygımın , merhametimin nasıl böyle yıkıldığına hayret ediyorum. düzgün cümleler de kuramıyorum. pencereye yağmur damlaları vuruyor. yoruldum. bir sevinin bu denli yakıcı ve yıkıcı olmasından yoruldum. baskılardan , kıskançlıktan yerli yersiz hepsinden yoruldum. biliyorum yalnız da ayağa kalkabilirim. hiçbir şeyi istemiyorum. her şeye tepkiliyim. saflığımın ve güvenimin bu kadar kullanılmasına tepkiliyim. bu gidişata tepkiliyim. elimden hiçbir şey gelmiyor. üzülmekten başka hiçbir şey yapamıyorum. yemek yiyemiyorum , uyuyamıyorum , konuşamıyorum. düşünüyorum sadece. ben bunu haketmedim. ihaneti haketmedim. affedemeyeceğim en önemli şey bu.hiçbir şekilde zulme eğilmemeli , dik durmalı insan. konu ne olursa olsun. bu kadar uçurumu kim bıraktı yanıma. korkuyorum , oyunlardan. sahteliğe tepkiliyim. kimse ilişmesin istiyorum , yalnız bir köşede düşüneyim hep.

sevgilim ve ben 

son on dört gündür işlerimi  yoluna koyduğumu düşünüyordum. taa ki sevgilimle tartışana kadar. çalkantılı aşk yaşantımı anlatmaya kalksam bin parçalı puzzle yapmayı yeğlersiniz. o sebepten ötürü hepimiz sevgilimle tartışmamıza odaklanalım. tek bir tartışma değil aslında. nereden baksanız on var. sadece aklımda olanlar on tane. mübalağa yapmıyorum. bir yandan da müzik listemdeki ona yolladığım “kirpiklerin ok ok eyler” türküsü çalıyor. tartışmalarımızdan sıkılmış. ne hikmetse ben de çok sıkıldım. ne kadar çok ortak noktamız var değil mi. ben üstüne üstlük analiz yapıp haklı çıkmaktan bile sıkıldım. beni sende tutan sadece kokunu bilmem mi , alışkanlık mı yoksa içten içe deli gibi yanıyor muyum sana ? bilmiyorum sevgilim. bir sürü söz verdik birbirimize. bir sürü şey yaşadık. ama sen bunu başka bir kadınla da yaşayabilirdin. çünkü taktiğin aynı. giriş, biraz espri , mizah ,gelişme, kendine güvendirme , seni hiç bırakmayacağım faslı, sonuç. sen bu tutumla bir sürü ilişki yaşayıp altından kalktın.  henüz beni bırakmadın ama bırakmadan çözmeye başladım seni. bilmiyorum sevgili okurlar. tepki göreceğim bir yazı mı olur bu. içerimdeki ahlak yasasını susturdum. yanıma sadece söyleyeceğim sözcükleri aldım. o sebepten dolayı haykıra haykıra anlatmak istiyorum. işler yolunda gitmiyor. her yönden yerle yeksan bitiklerdeyim. bugünümüze şükür yine de. her gecenin bir sabahı vardır. her kışın bir baharı vardır demişler. bozuk düzen kimsenin gözünün yaşına bakmadı. ne kadar çok sevdiysek o kadar çok üzüldük. deli gibi kavga ettik. kafede , telefonda , yürürken , koşarken. daha nicesi. eleştirdin beni , kalbimi kırdın , rencide ettin , kötü hissettirdin. bunların hepsine sabrettim. tek bir kelime bile etmeden. bu seni de utandırıyor mu ?  bilmiyorum sevgilim. ben inanmıyorum. ne benim başına buyrukluğum , özgürlük sevgim bitecek ne de senin avucuna almak istemen beni. “kirpiklerin ok ok eyler/vur sineme öldür beni”